SKANDALLARIN GÖLGESİNDE BİR YARI FİNAL: 1971 PANATHINAIKOS-KIZILYILDIZ EŞLEŞMESİ

0
11

Futbol tarihi, mucizevi geri dönüşlerle ve son düdüğe kadar süren rekabet hikayeleriyle dolu olsa da bazı maçlar vardır ki 90 dakikanın sonunda skor tabelasını belirleyen şey taktik tahtası ya da futbolcuların yeteneği değil, kapalı kapılar ardında dönen dolaplardır.

İşte bunlardan bir tanesi 1971 yılında, bundan tam 55 yıl önce, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası (bugünkü adıyla Şampiyonlar Ligi) yarı finalinde yaşandı. Başrollerde efsanevi Ferenc Puskás’ın çalıştırdığı Yunanistan temsilcisi Panathinaikos ve dönemin Yugoslav fırtınası Kızılyıldız vardı.

Olaylı yarı final öncesinde çeyrek final aşamasında Alman ekibi FC Carl Zeiss Jena ile eşleşen Kızılyıldız, ilk maçta deplasmanda 3-2 mağlup olsa da rövanş karşılaşmasında rakibini kendi evinde 4-0 gibi ezici bir skorla yenerek, toplamda 6-3 ile, yarı finale yükseldi. Öte yandan Yunan ekibi Panathinaikos, çeyrek finalde İngiliz takımlarından Everton ile eşleşirken ilk maçta deplasmanda 1-1 berabere kaldı. Rövanşta kendi evinde Everton ile 0-0 berabere kalan Panathinaikos, “deplasman golü” kuralı gereğince yarı finale yükseldi ve dönemin güçlü ekiplerinden Kızılyıldız’ın rakibi oldu.

“İLK MAÇTA KIZILYILDIZ DOMİNASYONU”

Tüm 14 Nisan 1971’de, Belgrad’daki ünlü Marakana Stadyumu’nda başladı. Maça ezici bir üstünlükle başlayan Kızılyıldız, maçın 15. dakikasında Stevan Ostojic ile ilk golü buldu. Kırmızı beyazlı ekibin ikinci golü 39. dakikada Slobodan Jankovic tarafından gelirken üçüncü ve dördüncü golleri ise sırayla 46 ve 70. dakikalarda olmak üzere, ilk golü kaydeden Ostojic’ten geldi ve Ostojic, maçı hat-trick ile tamamladı. Panathinaikos’un maçtaki tek golü 55. dakikada Aristidis Kamaras’tan geldi ve maç 4-1’lik skorla tamamlandı.

Maçtan sonra futbol kamuoyu Kızılyıldız için final aşamasını garanti görürken Panathinaikos cephesinde ise deplasmanda bulduğu bir gol deplasman golü kapsamında büyük umut taşıyordu. 14 gün sonraki, 28 Nisan 1971 tarihindeki, rövanş karşılaşmasıyla başta Kızılyıldız ve Panathinaikos cephesi olmak üzere tüm futbol camiasını bambaşka bir senaryo bekliyordu.

YARI FİNAL GÖRSELİ
Belgrad’ta Kızılyıldız ile Panathinaikos karşı karşıya geliyor

“KIZILYILDIZ TESLİM OLACAK VE CEZASINI ALACAK”

O dönem Yunanistan’da özellikle siyasi anlamda büyük bir gerilim hakimdi. 1967’de yönetime el koyan “Albaylar Cuntası”, ülkenin uluslararası alandaki imajını oldukça sarsmış, Yunanistan’ın üzerine adeta “anti-demokratik” bir etiket yapıştırmıştı. Cunta rejiminin lideri Albay Georgios Papadopoulos, zarar gören bu imajı onarmak için Panathinaikos’un sportif başarısını önemli bir etken olarak gördü ve Panathinaikos’un Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasından kupayla ayrılması için harekete geçti.

Daha sonra çıkan iddialara göre Georgios Papadopoulos’un eşi Despina Gaspari rövanş öncesi Panathinakos cephesindeki durumu şu şekilde anlattı:

“Panathinaikos başkanına çok gergin olduğumu söyledim. O esnada yanımda duran eşim bana bunun gerekli olmadığını söyleyerek ve ‘Ulusal çıkarlarımızı ilgilendiren bir meseleyi şansa bırakacağımızı mı düşünüyorsun? Kızılyıldız teslim olacak ve cezasını alacak.’ dedi.”

Albaylar Cuntası Lideri Albay Georgios Papadopoulos
Georgios Papadopoulos’un eşi Despina Gaspari (AI)

“KIZILYILDIZ’DA İSTEKSİZLİK HAKİM”

Yugoslav ekibi Kızılyıldız ile Yunan ekibi Panathinaikos, rövanş karşılaşması için Atina’daki Apostolos Nikolaidis Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. 28 Nisan 1971’de oynanan maçta stadyum hınca hınç doluyken konuk ekip Kızılyıldız oyuncularında bir isteksizlik görüldü. Kırmızı-beyazlı ekibin ilk maçtaki dinamik ve coşkulu profiline nazaran adeta zorla sahada yer alan bir takım izlenimi hakimdi. Tüm bunlarla birlikte henüz maçın 1. dakikasında kalesinde golü bulan Kızılyıldız için senaryo aleyhine işlemeye başlamıştı.

Antonis Antoniadis ile ilk golü bulan Panathinaikos, ilk yarıyı 1-0 önde kapattı. Turu atlamak için iki gole ihtiyacı olan yeşil-beyazlı ekip, ikinci golü 54. dakikada yine Antoniadis ile buldu. Turu atlamak için bir gole daha ihtiyacı olan Atina ekibinin üçüncü golünü ise 65. dakikada ilk maçta Panathinaikos adına fileleri havalandıran Aristidis Kamaras kaydetti. Bu golle birlikte final karşılaşmasındaki yerini rezerve eden Panathinaikos, maçı 3-0 galip tamamladı ve ilginç bir yarı final senaryosuna imza attı.

GÜZEL BİR MAÇ GÖRSELİ
Panathinaikos’un Yarı Final zaferine ait görsel (AI)

“OLAYLI YARI FİNALİN ARDINDAN ÇEŞİTLİ KOMPLO TEORİLERİ”

Elbette bu sansasyonel yarı final senaryosu, çeşitli komplo teorileriden kaçamadı. Kimi iddialara göre Kızılyıldızlı futbolcular, Atina’da kaldıkları otelde kasten zehirlenmişti. İçtikleri çorbaya katılan sakinleştirici ilaçların etkisiyle maça çıkan Kızılyıldız takımı, sahadaki sersem ve dağınık görüntüsüyle bu iddiaları güçlendirdi. Maçtan yıllar sonra bazı Kızılyıldızlı futbolcular, o gün sahada kendilerini aşırı halsiz hissettiklerini ve adeta bacaklarının bile gitmediğini itiraf etti.

Bir başka iddia ise Albaylar Cuntası’nın lideri Georgios Papadopulos’un talimatıyla, Kızılyıldız delegasyonuna ve bazı kritik oyunculara toplamda 3 milyon Drahmi (günümüz parasıyla 800.000 Euro) nakit para verildiği iddia edildi. Tüm bunlarla birlikte, o dönem komünist Yugoslavya yönetimi altında olan Kızılyıldız oyuncularının yurt dışına transfer yasağı vardı ve resmi gelirleri oldukça düşük olması bu iddiaya zemin hazırladı. Atina dönüşünde bazı yöneticilerin ve oyuncuların lüks harcamalar yapması ve gümrükte içi para dolu bavulların görüldüğü efsanesi yıllarca konuşuldu.

Bu iddiaların yanı sıra Yugoslavya lideri Josip Broz Tito, uluslararası ilişkilerde Yunanistan’daki cunta rejimiyle köprüleri tamamen atmak istemiyordu. Cuntanın Panathinaikos üzerinden prestij kazanma arzusuna, Yugoslav devletinin “göz yumduğu” ve Kızılyıldız üzerindeki devlet kontrolünü kullanarak maçı bıraktırdığı ileri sürüldü.

Öte yandan Ferenc Puskas’ın futbolculuk yıllarından kalan küresel ağırlığını, dostluklarını ve lobisini bu eşleşmede perde arkası hakem yönetimleri ve futbol dünyasındaki ilişkileri manipüle etmek için kullandığı da diğer iddialar arasında yerini aldı. Rövanş maçının Fransız hakemi José Ortiz de Mendíbil’in kararlarının Panathinaikos lehine çok esnek olduğu eleştirilmesi bu iddiayı öne çıkardı.

Bir başka ilginç iddia ise Panathinaikos’un as kalecisi Takis Ikonomopoulos’un ilk maçta çok basit hatalarla 4 gol yemesi ve 72. dakikada Puskas tarafından oyundan alınması, bazı çevrelerce “Acaba ilk maçı Kızılyıldız’a bilerek mi farklı verdiler ki rövanşta cunta parasıyla yapılacak geri dönüş daha epik ve inandırıcı olsun?” şeklinde ters bir komplo teorisine dönüştürüldü. Tüm bunlarla birlikte Atina’daki maçta sahaya çıkmayan Ikonomopoulos, finalde karşılaşacakları Ajax maçında 90 sahadaki yerini aldı.  Ancak bu iddia, diğerlerine göre daha zayıf bir senaryo olarak kaldı.

Tüm bu iddialara ek olarak maçta net bir şaibe olduğu yıllar sonra dönemin Albaylar Cuntası Lideri Georgios Papadopoulos’un eşi Despina Gaspari tarafından “Kızılyıldız’ın finale çıkmamızı kabul etmesi için çok büyük paralar ödedik, maç satın alındı” sözleriyle gerçeklik kazandı.

Kızılyıldız futbolcularının zehirlendiğine dair temsili görsel (AI)
Kızılyıldız futbolcularının rüşvet aldığına dair temsili görsel (AI)

“FİNALDE RAKİP CRUYFF’LU AJAX”

Tüm bu skandalların gölgesinde Panathinaikos finale çıktı ve Hollanda ekibi Ajax ile eşleşti. Yarı finalde İspanyol ekibi Atletico Madrid ile eşleşen Ajax, ilk maçta deplasmanda 1-0 mağlup olsa da kendi sahasındaki maçı 3-0’la geçerek adını finale yazdırdı.

2 Haziran 1971 tarihinde İngiltere’nin Wembley Stadyumunda kupa için Ajax’la karşı karşıya gelen Panathinaikos, futbol efsanesi Johan Cruyff’un yer aldığı Ajax karşısında üstünlüğünü koruyamadı. Amsterdam ekibi 5. dakikada Dick van Dijk, 87.dakikada ise Arie Haan’ın gollerle maçtan 2-0 galip ayrılarak kupaya uzanırken Panathinaikos ise turnuvadan ikincilikle ayrıldı.

Final karşılaşmasının iki ekibi Panathinaikos ve Ajax sahaya çıkıyor
Final karşılaşmasının resmi maç programı kapağı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz