Özgür Özel partisinin grup toplantısında Silivri’de konuştu.
Özgür Özel şunları ifade etti:
“CHP’Yİ BUGÜN BURADA BU TOPLANTIYI YAPMAYA MECBUR BIRAKAN AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİNE YAZIKLAR OLSUN”
“BİZ MÜCADELEDE DE VARIZ, İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNDEN DE VAZGEÇMEYİZ”
“MİLLETİN GÖNLÜNÜN EN TEPESİNDEKİ KİŞİYE ‘SANIK EKREM, OTUR YERİNE’ DİYOR, BUNU ADNAN MENDERES’E DE DİYORLARDI”
“SEN HAKİMİ KRAVATINDAN TUTUP, TOKAT ATMA SUÇU OLAN BİRİSİN; BANA HAKİME HAKARETTEN CEZA VERECEKMİŞ, HADİ BE ORADAN”
“O TARAFTAKİNİN İFTİRA OLDUĞUNA, BU TARAFTAKİNİN DE AĞRI DAĞI KADAR HAKİKAT OLDUĞUNA GÜVENDİĞİMİZ İÇİN CANLI YAYIN İSTİYORUZ”
“SAYIN BAHÇELİ; F-35 ALINIR, S-400 KURULUR, HAYSİYETLİ DIŞ POLİTİKA YAPILIR, YETER Kİ GÜÇLÜ BİR CUMHURİYET HÜKÜMETİ GELSİN”
“BU BÖLGENİN LİDERİ OLACAK BİR PARTİ VARSA, BİZ BURADA HAZIRIZ”
CUMHURİYET TARİHİNDE İLK KEZ
“Dünyanın ve bölgemizin kritik bir eşikten geçtiği günlerdeyiz. Böyle bir ortamda ülkemiz dış tehditlerle karşı karşıyayken, devletiyle – milletiyle kenetlenerek en güçlü halde olması gereken bir dönemden geçerken, ne yazık ki bu sorumluluktan uzak olan, dünyada yaşanan kriz dönemini kendi siyasi menfaati için fırsata çevirmeye çalışan, kendi siyasi tükenmişliğine engel olmak için buradan bir fırsat çıkarmaya çalışan bir yönetim anlayışıyla, bir iktidarla, iktidarın kişiselleştirilmiş ve bir kişinin varlığını memleketin tüm çıkarlarına feda edebilecek anlayışıyla karşı karşıyayız. O yüzden Cumhuriyet tarihinde ilk kez Meclis Grup toplantımızı bir cezaevinin hemen yanı başında yapmak durumundayız. Ancak hem bir mücadeleyi sürdürüyor olmanın kararlılığı, hem haklı olmanın gururu, hem haklı olmanın yarattığı psikolojik üstünlük, hem de dünden itibaren yaşadıklarımızın tamamıyla burada hep birlikte dimdik ayakta kararlılıkla durmanın, birileri ve onların atadıkları tarafından yargılamanın değil; bir kara düzeni yargılamanın, bir devri kapatıp, yeni bir devri açmanın ve bugün sanık sandalyesinde gösterilmeye çalışanların aslında bu milletin bir faniyi layık görebileceği en üst yetkide olacağı yarınları müjdelemenin gurur içindeyiz.”
BURASI KUMPASLARIN YERİDİR
“Öncelikle bir mekan olarak nerede, bir coğrafya olarak nerelerde olduğumuzu milletimize anlatmak isterim. Burası Türk siyasi tarihinde haksız tutuklamalarla, hukuksuz yargılamalarla geçen ve kumpas davalarıyla sembolleşen Silivri Cezaevi’ne 700-800 metre uzaklıkta kurulan Silivri Dayanışma Merkezi’dir. Şu anda tarihimizin en büyük siyasi davalarından birisi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında ikinci gün görülen duruşmanın arasında burada hep birlikteyiz. Bugün burada hiç şüphe yok ki tarih tekerrür etmektedir. Türkiye, bu cezaevini Ergenekon, Balyoz ve nice kumpas davalarıyla tanımıştı. Adalet ve Kalkınma Partisi Fetullahçı terör örgütüyle kol kola girerek, bu ülkenin askerlerini, aydınlarını, gazetecilerini, siyasetçilerini burada yargılamış, cezalandırmış, hapse koymuş ve o dönem bu yapılanların tamamını büyük bir kararlılıkla sahiplenmişti.”

İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ
“O gün zırhlı araç verenler bir savcıya… Diğerlerinde yok, neden onda var en pahalı araç? Ona verenler bugün yeni bakan yaptığı, Cumhuriyet Başsavcısına tadilatına 47 milyon lira verdikleri villa tahsis ettiler. Öyle bir ayrıcalıklı hal. Kendisi başsavcı, HSK’dan istediği savcıyı ve hakimi uzaklaştırıp, istediğini getirebilen bir kudretteydi. Şimdi o HSK’nın bir de başına geçti. Öyle şeyler oluyor ki bir davada üç hakim, kararı ikiye bir veriyorlar. Bunların işine gelmeyen, onlarla bir oy vermeyeni buradan Gaziantep’e, Samsun’a, Kahramanmaraş’a, Türkiye’deki dokuz farklı ile sürdüler. Ya da burada ‘Tutuksuz yargılama esastır’ diyerek, mahkemedeki tutuklama talebine ‘Tutuksuz yargılama esastır’ deyip, ev hapsi verenleri, tutuksuz yargılama veren hakimleri düşünün ki Ağır Ceza Mahkemesi’nden İcra ve İflas Mahkemesi’ne gönderdiler. ‘Sen bundan sonra ağır cezaya bakmayacaksın. İcra davalarına bakacaksın’ dediler. İşte aşkın yetkilerle, olmaz yetkilerle devletin tepesinden kayrılmayla, özel görev vermekle, onun adına gelip siyasi operasyon yürütmekle görevlendirilen birinin başlattığı bir sürecin içinde buradayız. Bizi bu çadıra getiren nedir? Arkadaşlarımızı millet hizmetle yetkilendirmişken, onlar iftira atan süreç nedir? Bunları görmek, bunun bilincinde olarak hem burada haklılığımızı savunmak, hem de bizi burada meşgul edip, yarıştan ve mücadeleden düşüreceklerini, iktidar yürüyüşümüzü sekteye uğratabileceklerini düşünenlere karşı biz mücadelede de varız, iktidar yürüyüşünden de vazgeçmeyiz. Bu kararlılığı vurgulamaya geldik bugün.”
KİMSE BİZİ ALIKOYAMAYACAK
“Bu kararlılık bugün içeride de vurgulanmıştır, burada da vurgulanacaktır. Yarın örgütümüz tarafından 81 ilde, 973 ilçede sokak sokak, hane hane tüm vatandaşlara hissettirilecektir. Sadece bizi iktidar yürüyüşünden almaya çalışanların oyununa gelip, bu dava ile meşgul olup, onların istediği gibi iktidar yürüyüşünden vazgeçersek onlar kazanır. ‘Yok, biz iktidar yürüyüşüyle meşgulüz.’ Sanki Türkiye’de bağımsız yargı varmış gibi arkadaşlarımızı bu vicdansızların, insafsızların eline bırakır, yalnız bırakırsak da onlar kazanır. Peki nasıl yapacağız? Hiçbir imkan yokken, hastalıklar almış yürümüşken, bir tek çivi yokken, atacak bir tek kurşun yokken, yedi düvele karşı kuşatmayı nasıl kırdıysak, işgali nasıl yendiysek, vatanı nasıl kurtardıysak, Cumhuriyet’i nasıl kurduysak onu da yapacağız, bunu da başaracağız. İşte arkadaşlar bu parti milletvekilleriyle, Parti Meclisi üyeleriyle, en yeni kaydolmuş üyesiyle, ilçe ve il başkanlarıyla, Genel Başkanı’yla, Cumhurbaşkanı adayıyla ne mücadeleden; ne bu saldırgan, haksız, hukuksuz mücadeleye direnmekten; ne de iktidara yürümekten vazgeçmeyecek. Kimse bizi alıkoyamayacak.”

BİZE ALLAH’TAN KORKAN ADAM LAZIM
Bana Tayyip’ten korkan değil, Allah’tan korkan, vicdan sahibi AK Partililerin, MHP’lilerin feraseti bir tek lazım, feraseti. Onlara güveniyorum. Nasıl 31 Mart 2019’da biz seçimi yenip de ‘13 bin farkla İstanbul’u ona mı vereceğiz?’ deyip gidip de mazbatayı iptal ettiklerinde, 13 bin farkı 45 günde İstanbul’daki namuslu, hak yenmesinden itirazı olan, ‘Kul hakkına girmeyelim’ diyen 806 bin İstanbullu adaletin bozduğu teraziyi dengeye getirdiyse, bugün de onlara güveniyorum, onlara. Ve soruyorum: Mart’tan beri Nisan’dan bugüne 12 ay boyunca ne TGRT’si, ne A Haber’i dünya kadar yandaş kanalları ve tüm kanallara pompaladıkları aparatlarıyla ne yalanlar attılar. Vicdanına, insafına sığındığım bu ülkenin güzel insanları. Bir yıldır dediler ki ‘560 milyar yolsuzluk.’ 560 kuruş bulamadılar, iddianameye tek kanıt yazamadılar. Duruşmanın başlayacağı gün, üç yandaş gazete, biri ‘30 milyarın hesabını verecek’ diyor, biri 40 diyor, biri 43 diyor. Üç gazete bile ayrı rakam yazıyor. En yüksek olanı bile iddianın 10’da birini yazıyor. Binde biri bile iddianamede yok. Peki ‘560 milyar’ diye tepinenler şimdi ne söylüyor biliyor musun? ‘Öyle duymuştuk, iddianameden çıkmadı.’ ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, ‘Birini ispatlayın Genel Başkanlığı bırakacağım’ dedim. Birini. Ekrem Başkan da ‘Cumhurbaşkanı adaylığını bırakacağım’ dedi. İddianameye bir cep telefonu girmedi. Öyle ki ‘Çantaların içinde para taşıyor’ dediler. Özgür Başkan gösterdi, jammer çıktı. İddianamede ‘Çantalarda jammer vardı’ diye ifade var. Öbür taraftan Ekrem Başkan’ın lüks arabalarını gösterdiler. MHP’li milletvekilinin çıktı. MHP’nin seçmenine söylüyorum. ‘Ekrem Başkanın’ dediler. Şimdi o haysiyet cellatlıklarını aylarca söyleyenler, ‘Ben de savcılıktan bilgi almıştım, beni de yanıltmışlar’ deyip kenara çıkmaya çalışıyorlar. Biri ‘İBB’de parkelerin altından 2 milyon dolar para çıktı, görüntüsü var’ diyordu. İddianamede çıkmadı, soruldu. ‘Her zaman da doğru söylenmez, bazen de yalan atılır’ dedi. Öbürü Ekrem İmamoğlu ve beş arkadaşımızın bir toplantıda olduğunu, aralarında para sayarken görüntüleri olduğunu söylediler. İddianamede yer almadı, ‘Ben de öyle duymuştum duyduğumu anlattım. Ne yapayım?’ diye söyledi. ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin kasası çıktı’ dediler. Ben dedim ‘Belediyede kasa olmaz.’ AK Partili belediye başkanı koymuş. İçinden dolar çıkarken gösterdiler, ‘Bizim belediyede dolar olmaz’ dedik. Arama tutanağından ‘Belediyenin mührü var’ çıktı. TRT’ye sorduk, ‘Dolar görüntüsü nereden çıktı?’ ‘Elimizde gerçek görüntü yoktu, stoktan kullandık. Şansınıza dolarlı görüntü çıktı’ dediler.”
CANLI YAYIN İSTİYORUZ
“İddianamelerine güvenmiyorlar. Doğru yargılama olsa kimseyi hapiste tutamayacaklarını biliyorlar. O yüzden kedilerince gerilimi artırmaya, çirkin tartışmalar çıkarmaya çalışıyorlar. O yüzden burada olağanüstü hal tedbirleri aldılar. Biz bunlara karşı elbette dimdik ayakta olacağız. Ama müteyakkız, dikkatli olacağız. Sakinliğimizi koruyacağız. Provokasyona gelmeyeceğiz. Millet bakıyor karşıdan, jandarmanın eri var. Bir de orada bizden biri var. Millet bilir ki biz de jandarma eri de milletin evladıdır. İçerideki infaz koruma memuru da biz de milletin evladıdır. Milletin kursağından lokmasını çalan da o jandarmayı perişan şartlarda çalıştıran da infaz koruma memuruna kiranın 25 bin lira olduğu şehirde, 50 bin lira maaş veren de hep aynı AK Parti’nin kara düzenidir. Bunlardan jandarması, infaz koruma memuru, Cumhurbaşkanı adayı kol kola hep birlikte kurtulacağız. Biz milletin safındayız. Millet bizimle beraber. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum, bir kez daha sesleniyorum. Bir yıldır ‘hırsız’ dedin, ‘yolsuz’ dedin, her iftiraya ön açtın. Biz arkadaşımızın masumiyetini anlattık. Millet bizimle beraber ve millet evinde buradan haber bekler. Sen kendine, savcına, iddianameye, o iftiralara güveniyorsan biz buradayız. Hep beraber talebimiz ortaktır. Canlı yayın istiyoruz. Milletimizden hiçbir şeyi kaçıramazsın. Biz canlı yayınları isteyecek özgüvendeyiz. Siz bunu yapamayacak kadar korkaksınız. Siz ailelerin olduğu salonu boşaltmak isteyecek kadar özgüvensiz ve vicdansızsınız. Ama biz onları yalnız bırakmayacak kadar kendimizi onların ailesi olarak görüyoruz.”

















[…] Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri sürüyor. Partinin açıklamasına göre yeni miting bugün saat 20.30’da İstanbul […]