Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bugünün tarihsel gerçekliğine baktığımız zaman bir direnişin sembol günü olduğunu görüyoruz.
Peki tarihsel gerçekliğe baktığımızda o günden bugüne ne değişti? Bugünde kadınların ezildiği, yok sayıldığı, hatta çok adice katledildiğini birçok yerde görüyoruz. Bunun temel çözümü eğitimdir elbette. Fakat cezaların caydırıcı olması da kesin olarak gereken bir durum.
EVLİLİKLERDE KADININ ROLÜ
Evliliklerin bile birçoğuna baktığımız zaman kadın sömürülen, erkek ise sömüren konumda yer alıyor. Tabi ki istisnalar da kaideyi bozmaz. Ama genel olarak evliliklere baktığımızda çocuk olduğunda dahi erkek sorumluluktan kaçıyor. Yine yükün çoğu kadına düşüyor. Erkek çalıştığı zaman evini aksatabiliyor. Ama kadının öyle bir lüksü de yok. Çünkü toplumumuzdaki bir diğer dogma da kadın çalışsa bile önceliğinin evi olması gerektiği. Çünkü kadının toplum içinde aktif olması istenilmiyor. Üstelik bazen bunu istemeyen de başka bir kadın olabiliyor. Olayın en trajik noktası da bu.
Bir toplumda erkek elbette okumalı, gelişmeli mücadele etmelidir bu yadsınamaz. Ama kadın gelişirse gelişen toplum olur. Kadın okursa, toplum okur. Aslında işin özü kadınlar toplumun mimarlarıdır. Ne diyor Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, “Kadınlarını geri bırakan toplum, geride kalmaya mahkûmdur.” Bu söz bize çok şey anlatıyor aslında. Türkiye’deki birçok sorunun temel kaynağının ne olduğunu gösteriyor.
TÜRKİYE’DEKİ KADIN CİNAYETLERİ
Çeşitli araştırmalara baktığımız zaman Türkiye’de son 1 yılda 400 kadının öldürüldüğü söyleniyor. Baktığımız zaman bu sayının korkunç olduğunu görüyoruz. Kendini bilmeyen cani mahluklar kadınları katlediyor. Biz ise toplum olarak hiçbir şey yapmıyor, hatta bu haberlere şaşırmıyoruz bile.
Değişmesi gereken bir düzen var. Bu düzen değişene kadar da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bir kutlama olarak değil bir direnişin sembolü olarak devam etmeli ve o bilinçle yürütülmelidir.
Umudumuz elbette hiçbir kadının katledilmediği, özgürce ve insanca yaşayabildiği 8 Martlara ve dünyaya kavuşabilmektir.
EREN ÇAKIR














