EMİNE ÜLKER TARHAN CHP’YE GERİ DÖNDÜ: İŞTE DETAYLAR VE CHP GRUP TOPLANTISI

1
12

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel şu şekilde konuştu:

EMİNE ÜLKER TARHAN BABA OCAĞINA GERİ DÖNDÜ

“Partimize büyük hizmetler vermiş saygın bir siyasetçi, saygın bir hukukçu bugün baba ocağına dönüyor. Önce avukat, sonra yargıç olarak görev yapan, YARSAV’ın kurucu üyesi, daha sonra genel sekreterlik ve genel başkanlık görevlerini yürütmüş olan, 24’üncü dönemde birlikte milletvekilliği yaptığımız, partimizin grup başkanvekilliği görevini yapmış olan sevgili Emine Ülker Tarhan, sevgili Muharrem İnce’nin katkılarıyla ve benim kendisini baba ocağına davetim sonucunda bugün baba ocağına geri dönüyor. Hoş geldiniz Sayın Başkanım. Meclis kürsüsüne ilk çıktığımda ilk sözü Muharrem İnce’den almıştım. Geçtiğimiz aylarda ona bu kürsüde söz verdik. Bir diğer sözü sevgili Emine Ülker Tarhan’dan almıştım. Bugün nasip oldu, bu kürsüye döndü. Ona söz verdik. Hep birlikte söz veriyoruz. Gazi’nin partisi iktidara yürüyor. Omuz omuza vererek, el ele tutuşarak, bu partinin tüm değerlerini kucaklayarak bu ülkede kimseye sırt dönmeyerek ve yüz çevirmeyerek, yüzümüz iktidarda, hep birlikte iktidara yürüyoruz. Hoş geldiniz Emine Ülker Tarhan, hoş geldiniz, şeref verdiniz.”

BAYRAMLARIN BAYRAM GİBİ KUTLANDIĞI GÜNLERİ ÖZLEDİK

“Ramazan Bayramı’nı geride bıraktık. Bir kez daha geçmiş bayramı kutlamak isterim. Ama maalesef bayramların bayram gibi kutlandığı bir ülkeyi özledik. Ben memleketim Manisa’daydım. Her fırsatta Manisalılarla bayramın bir günü, bir yarım günü İzmir’de dostlarla birlikteydik. Hep sordum, ‘Ne konuşuluyor? Bayram sohbeti nedir?’ diye. Bayramda yüzlerin gülmediğini, savaşın ürküttüğünü ama yoksulluğun bel büktüğünü ve eski bayramlar, eski alım güçleri, emekli ikramiyesiyle bir evin alınabildiği, iki memur çalışınca beş yılın sonunda bir aracın alınabildiği günlerden; babadan, dededen miras değilse artık ev ve araba almanın memurlara, ücretlilere, beyaz yakalılara hayal olduğu, asgari ücretlilerin ve biraz üstünde alanların açlık ve sefalet çektikleri, emeklilerin de tarihin en büyük ve en acımasız, en dayanılmaz yoksulluğuna terk edildiği bir süreçte tarihin en büyük vefasızlığını gördüklerini konuştukları bir bayramı geçirdik. Eski bayramlarla ne karşılaştırılsa hep gerisindeydi. Ama herhalde bu bayramda en çok kulağımda kalan da şu cümleydi; ‘Herkesin çocuğu kendisinden uzun, herkesin kızı kendisinden güzel ama herkesin evladı kendisinden yoksul.’ Bizim işimiz vardı. Bizim maaşlarımız vardı. İyi – kötü geçinebilen bir gelirimiz vardı. Ama çocuklarımız güvencesiz, herkesin evladı kendisinden yoksul. Bu düzeni değiştirmeliyiz. Vatandaşların çoğu bayramı şeker tadında geçiremedi. Eskiden kalabalık ailelerin bereketli sofraları kurulurken, kriz ve geçim sıkıntısı bayramın ana gündemiydi.”

TARİH GÜNÜ GELİNCE BİZİ DE YAZACAK

“Bugün anlattığımız tüm konuların birbiriyle bir bağlantısı var. Ekonomik krizin, İran savaşının, terörsüz Türkiye’nin, güvenlik alanındaki eksiklerin ve 19 Mart darbesinin demokrasi ve adalete verdiği zararın. Bu beş sorunun tamamını Türkiye’de çözecek, başaracak siyasi meşruiyeti olan iktidar yoktur. Bunları yapacak iradesi, enerjisi, becerisi bu iktidarın yoktur. AK Parti yönetimi milletten korkan, sandıktan kaçan ve bir avuç insanın ikbali için Türkiye’yi ateşe atan bir yere savrulmuştur. Bunun için basında direnen arkadaşlara şunu söylüyorum. Direndikleri de şu, varıp da bu konuyla ilgili bir mücadele verdikleri yok da. Bu kendilerini Adalet Bakanlığından arayan, kriminal, her tarafı kirli ilişkilerle dolu kişi arayıp diyor ki gazeteci arkadaşları ‘Tarafınızı belli edeceksiniz. Ya bizim ya onların tarafından olacaksınız.’ ‘Bizim’ dediği; ‘Ya yalana, iftiraya, haysiyet cellatlığına taraf olacaksınız. Ya da karşımızda olduğunu biliriz’ deyip onları tehdit ediyorlar. Bu tehditlere rağmen yine de o haysiyetsize direnenlerin direncini sürdürmeleri en büyük tavsiyemdir. O tehditlerle ya da o tehdit edenlerle birlikte iş tutanlar, tarihe mesleklerini bir siyasi operasyona alet olan, adaletsizliğin dayatıldığı, haklıyı – haksızı vicdanında bildiği halde bu baskıya karşı teslim olanların arasında yer alacaktır. Tarih günü gelince hepimizi bir yerlerde yazacak. Elbette kolay değil. Ama bu haysiyetsizliğe, bu vicdansızlığa teslim olmanın; yaptığınız meslekle, bulunduğunuz pozisyonla ve gelecekte kendinizi torunlarınıza, çocuklarınıza izah edebilecek bir pratikle asla ve asla bağlantısı yoktur. O yüzden biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarihin doğru tarafında, doğru yerinde durmaya devam edeceğiz. Birinin pervasızlığı, birilerinin gözü dönüşmüşlüğü, birilerinin ortaya koyduğu bu vicdansız ve cesaretli değil, aslında korkak ama devletten aldığı gücü, cübbeden aldığı gücü, makamdan, mevkiden aldığı gücü masumlar üzerinde orantısız kullananlara karşı asla ve asla teslim olmayacağız. Bu süreç ne Cumhuriyet Halk Partisi’ni ne muhalefeti bir adım geri attırabilecek bir süreç değildir. Kenetlendik, bir yıl boyunca mücadele ettik. Kenetlenmeye, bir arada durmaya, bu vicdansızlığa meydan okumaya hep beraber devam edeceğiz.”

BİZ BU ÜLKEYİ KUCAKLAŞTIRMAYA TALİBİZ

“Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin doğru bir güvenlik, doğru bir savunma hattı için kurduğu söze katkı sağlayanlara da yıllarca kulak tıkayanlara söylüyoruz. Biz bu ülkenin sorunlarını çözmeye talibiz. Biz ülkeyi barıştırmaya, kucaklaştırmaya talibiz. Terörsüz ve demokratik bir Türkiye’yi yönetmeye talibiz. Darbeci anlayışı bu topraklardan söküp atmaya talibiz. Ekonomik krizi bitirmeye talibiz. Bölgesinde Türkiye’yi yeniden saygın, sözü dinlenir bir ülke yapmaya, Batı ittifakının bir parçasıyken Rusya’yla da iyi komşuluk ilişkileri kurabilecek diplomatik beceriyi tekrar hayata geçirmeye talibiz. Ne Türk dünyasının, ne Balkanların, ne Ortadoğu’nun uzağında değiliz. Her biriyle gönül gönüleyiz. En sıkı bağları kurmanın ve bunları doğru bir şekilde yönetmenin de erbabıyız. Yıllar önce gelenler, Irak’taki yapılacak operasyonu karşılığında tezkere sözü verenler, onun karşılığında Türkiye’den Amerikan desteğiyle Türkiye’de iktidar sözü alanlar, bugün Türkiye’de meşruiyetlerini kaybetmiş, Amerikan desteğiyle, Barrack’ın deyimiyle ‘Türkiye’de olmayan meşruiyeti Trump’tan dilenmekte, karşılığında Türkiye’nin tüm çıkarlarını terk etmektedirler.’ Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak nadir toprak elementlerini söz vermeden, pahalı LNG’ye muhtaç kalmadan, yarısını Boeing alıyorsa, yarısını Avrupa’da üretilen uçaklardan almanın sözünü verebilerek, tüm dengeleri kurarak, kimseye teslim olmadan bu ülkeyi dimdik ayakta yönetmeye talibiz. Karşımızdakilerin kurduğu İsrail’le kayıkçı kavgası yapan, Trump’ın geleceğini kendi geleceği için garanti gören, o yüzden Trump’ın her politikasına körü körüne destek veren ve Türkiye’yi Avrupa’dan koparan, Rusya ile yeniden düşmanlaştıan, İran’a yapılan zulme sessiz bırakan ve bütün dengeler içinde başkasının planının parçası kılan bu yönetim anlayışına karşı; dimdik, dirayetli, ne söylediğini bilen, geçmişiyle gurur duyan, geleceğinden endişesi olmayan, gücünü milletten alan, meşruiyeti Anadolu’da gören, Trakya’da gören, sandıkta gören bir partiyiz. Buradan Erdoğan’a çağrımdır: Yürümüyor, gitmiyor, bu iş böyle olmuyor. Zulmederek, haksızlık ederek, rakiplerini içeride tutarak bu iktidarı biraz daha sürdürebilirsin. Ama kendi felaketin diye gördüğün iktidar kaybına engel olmak için Türkiye’yi başka bir felakete sürüklemektesin. Vakit, seçime kadar bile bu işi götüremeyeceğini gösteriyor. Derhal 1,5 – iki ay içinde milletin önüne sandığı koymak, geleceğe güvenle beş yıl boyunca bakacak bir iktidarı kurmak, millet yetki veriyorsa sana benim de başım üstüne. Ama artık zorla, haksızca ve bu kadar zorlamayla iktidarda kalıp bu ülkeyi felakete sürüklemek doğru değildir. En kısa zamanda sandığı istiyor, iktidara gelmeyi ve sorunları çözmeyi milletimize vadediyoruz. Hepinize sevgiler saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun.”

1 Yorum

  1. […] Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da gerçekleştirilen, “Benim Adım Özgürlük: Sanatın, Sözün ve Özgürlüğün Buluşması” programına katıldı. Çok sayıda etkinliğin ardından konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, “Bu kadar güzel sesten sonra benim sesim nasıl olacak bilmiyorum. Ama o gün sabah ‘Ne olacaksa bugün olacak. Ya Saraçhane dolup taşacak, biz kazanacağız, bu darbeyi püskürteceğiz. Ya da kimse gelmeyecek, o kazanacak’ dediğimizde onlar otobüsleri durdurmuş, metroları kilitlemiş, vapurları bağlamış, köprüleri kaldırmışken sel olup Saraçhane’ye akanlara, gençlere, Cumhuriyet Halk Partililere, tüm İstanbul’a, tüm demokratlara ve aslan örgütüme selam olsun, selam olsun. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. […]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz