CHP lideri Özgür Özel partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu:
“MADENCİNİN SOMA’DA OLDUĞU GİBİ ÖLÜSÜNÜN DEĞERİ VAR DA DİRİSİNİN NEDEN YOK? BİR AN ÖNCE BU SORUNU ÇÖZÜN”
“14 YILDIR TAKSİM’DEN KORKANLARA İNAT, 1 MAYIS BAYRAM GİBİ BAYRAM OLACAK VE TAKSİM SERBEST OLACAK”
“CUMHURİYETİ CUMHURİYET YAPAN BÜTÜN KURUMLARI SATTILAR VE O PARAYI BU SENE FAİZE ÖDÜYORLAR”
“AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİNİN EN KARA NOKTASI, BU ADALET SİSTEMİNİN GELDİĞİ NOKTADIR. VİCDANI YUTAN, İNSAFI YUTAN, ADALETİ YUTAN KARA DELİKSİNİZ”
“AKIN BEY’İN HUKUKİ GÜVENLİK OLMAMASINDAN ŞİKAYET ETMESİ MİKROBUN HASTALIKTAN ŞİKAYET ETMESİ GİBİ”
“VARLIK BARIŞIYLA TÜRKİYE’YE KİRLİ PARAYI TEKRAR SOKMAYIN”
“4 MAYIS’TA CUMHURİYET HALK PARTİSİ 81 İLDE, 973 İLÇEDEDİR; YOLUN SONU İKTİDARDIR”
Özgür Özel konuşmasına şu şekilde devam etti:
SONUNA KADAR DİRENMEYE VE MÜCADELE ETMEYE KARAR VERDİK
“Yoğun bir çalışma haftasını hep birlikte geride bıraktık. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Anıtkabir’de, 1’inci Meclis’te ve bu çatı altında törenlere katıldık. Kurtuluş Parkı’nda direnen Doruk Madencilik işçileri ile buluştuk. Cuma günü hem Silivri’de, hem Bursa’da; Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nu, belediye başkanlarımızı, son olarak haksız yere tutuklanıp Bursa’nın iradesine çökmek için sandıkta alamadıkları Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni, sandıkta kazanamadıkları belediyeyi savcı cübbesi ve hakim tokmağıyla kazanmaya çalışanların hırsları yüzünden haksız yere cezaevinde tutulan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’i ziyaret ettik. Tüm başkanlarımızın, tüm mücadele arkadaşlarımızın dimdik duruşlarıyla onur duyduk. Sizlere onların dayanışma duygularını ve selamlarını getirdik. Cumartesi gün boyunca genel merkezimizde yedi farklı toplantıyla; biri basına açık, altısı basına kapalı olmak üzere yedi toplantıyla içinde bulunduğumuz süreci seçilmiş belediye başkanlarımızla, yöneticilerimizle birlikte değerlendirdik. Pazar günü Manisamızda maalesef ilk kez Ferdimiz, Ferdi Başkanımız olmadan bir Mesir Festivali’nin açılışını ve saçım törenini gerçekleştirdik. Hemen ardından Sakarya’da 106’ncı eylemimizde, Sakarya’nın gelmiş geçmiş en muhteşem buluşmalarından birinde, on binlerce vatandaşımızla buluştuk. Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin tüm fertlerinin birbirine sıkı sıkı sarıldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’e sıkı sıkı sarıldıkları bir mücadeleyi sürdürmeye karar verdik. Bizi var eden kuruluş ilkelerimize sahip çıkmaya ve onlar için var olduklarımıza, başta bugün aramızda olan emekçilerimize; ömürleri boyunca emek verip emekli olan, sefalete terk edilen emeklerimize; yarından kaygısı olan, umudu bu iktidarın değişiminde olan tüm gençlerimize; çiftçimize, esnafımıza, ev kadınlarına, yani Cumhuriyet’in kimsesizlerin kimsesi olduğunu bilip bugün ülkeyi yönetenlerin geride bıraktıklarına, umursamadıklarına sahip çıkarak, onlar için ve bu ülkenin ortak geleceği için sonuna kadar direnmeye ve mücadeleye tüm Anadolu’da ve Trakya’da yeni bir nefesle, yeni bir inatla ve inançla devam etmeye karar verdik.”
BUGÜN GRUP TOPLANTIMIZDA İŞÇİLERİ VE EMEKÇİLERİ AĞIRLIYORUZ
“Bugün, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesi son grup toplantımızda işçileri ve emekçileri ağırlıyoruz. Dokuz gündür Kurtuluş Parkı’nda direnen ve açlık grevi yapan, aç – susuz bir büyük mücadele veren Doruk Madencilik işçilerini, Sivas Divriği’de 106 gündür direnen Çiftay Madencilik işlerini, İzmir’de 505 gündür direnen Temel Conta işçilerini, Mersin limanında 49 gündür diren Özgüneş işçilerini, Belediye- İş’in, Genel-İş’in örgütlediği çok değerli emekçilerimizi bugün grup toplantımızda ağırlıyoruz. Hepiniz bir kez daha hoş geldiniz şeref verdiniz. İzmir’de 466 gündür direnen Digel Tekstil işçileri bugün mahkemede haklarını arıyorlar. Gönüllerimiz onlarla birlikte. Gaziantep’te işçilerin haklarını savunduğu için Türkiye’nin ortalamasının üç katı iş kazaları ve uzuv kayıplarına, makinaların durdurulmadan temizlenmesine sessiz kalmayan ve bütün Türkiye’nin dikkatini bu haksızlığa, bu katliamlara çeken BİRTEK-SEN’in Genel Başkanı Mehmet Türkmen’i 44 gündür tutuklu olduğu cezaevinde Cumhuriyet Halk Partisi grubundan en derin dayanışma duygularımızla selamlıyoruz. Özel İtalyan Lisesi’nde eşit işe eşit ücret mücadelesi veren ve 86 gündür işten atılan, mücadele eden eğitimcileri, öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyoruz.”

NE YAPMIŞ BU MADENCİLER? SUÇ MU İŞLEMİŞLER?
“Son 23 yılda 35 bin işçinin Türkiye’de iş kazalarında, cinayetlerde hayatını kaybettiğini, 35 binin bir rakam olmadığını, bu 35 binin 35 bin gözü yaşlı anne, gözü yaşlı baba, dul kalmış eş ve babasız kalmış çocuklar demek olduğunu hepimiz hatırlayalım. Son 23 yılda Türkiye işçi sınıfının tam 116 Soma faciası kadar evladını kaybettiğini, neferini kaybettiğini hatırlayalım. Soma’nın üzerinden 12 yıl geçti. Ama madencilerin çilesi bitmedi. Doruk Madencilik işçileri 16 gün önce Eskişehir’den yola çıktılar, Ankara’ya geldiler. Dokuz gündür de Ankara’dalar, açlık grevindeler. Ücretlerini ve tazminat haklarını istiyorlar. Uzun süredir ödenmeyen maaşlarını almak istiyorlar. Sürekli ücretsiz izne çıkarılmaya isyan ediyorlar. Ben kendilerini ziyaret ettim. İşçilerin, çocuklarıyla 23 Nisan gününde gözyaşları içinde nasıl bir araya geldiklerini gördük. Neredeyse o günden bugüne her gün polis ablukası var, gözaltılar var. Ne yapmış bu madenciler, ne yapmış? Suç mu işlemişler? Birinin malına göz mü dikmişler? Birinin huzurunu mu bozmuşlar? Ne yapmışlar da polis her seferinde tam karşılarında kimsenin karşısında durmadıkları kadar dik ve kararlı duruyorlar? Adımın atana gözaltı yapıyorlar, içeriye koyuyorlar.”
CHP İKTİDARINDA 1 MAYIS BAYRAM GİBİ OLACAK
“1 Mayıs’ı serbest yapacağız’ diyen Adalet ve Kalkınma Partisi, şimdi YÖK’ün etinden, sütünden, yününden yararlanıyor. Yıllarca geldiği gün siyasi partilere uygulanan barajı sıfırlayacağını söylemişti. Etinden, sütünden yıllarca yüzde 10 olarak yararlandı. ‘1 Mayıs’ı bayram yapacağım’ demişti, hepimizin oylarıyla güya o sözü tuttu. Bakın AK Parti İstanbul İl Başkanlığı bunu ‘Artık 1 Mayıs hem bayram hem de Taksim’de’ diye 2010 yılında billboardlarla duyurdu. 2010 Taksim var, 2011 var. 14 yıldır Taksim yasak. 1 Mayıs’ı önce bayram edip sonra bayramı zehir edenlere Taksim’i önce serbest edip 14 yıldır Taksim’den korkanlara inat; 1 Mayıs bayram gibi bayram olacak, Taksim sonuna kadar serbest olacak. AK Parti’nin kara düzeni Türkiye’de 100 işçiden 91’inin grev yapma hakkından, sendikalı olma hakkından uzak tutmaktadır. 70’lerin Cumhuriyet Halk Partisi’nin işçi haklarını savunan, sendikal özgürlükleri savunan, işçilerin sigorta alanlarında geniş haklar elde etmesini savunan ve Türkiye’de iklimi değiştiren; hem emek mücadelesi hem de Cumhuriyet Halk Partisi, Karaoğlan’ın halkçı, emekten yana siyaseti dört işçiden üçünü bu haklara kavuşturmuştur. 24 yıldır iktidardalar. 100 işçiden 91’i bu haklardan mahrum. Size söz veriyoruz; Türkiye işçi sınıfının önünde ant içiyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi gelecek, tüm işçiler sendikal haklarına kavuşacaklar.”

BU ŞARTLARDA GEÇİNMEK MÜMKÜN DEĞİL
“Daha yılın yarısı gelmeden, maaşlar enflasyon karşısında eridi. Üç aylık enflasyon yüzde 10. Nisan enflasyonu bakalım kaç çıkacak? Ve üç aylık enflasyonla asgari ücretin alım gücü 3 bin lira azaldı. Yani verildiği güne göre asgari ücret 28 bin yapmışlardı ya, 25 bin liralık alım gücüne düştü bile. Üç ayda. Ocak ayında asgari ücret ilan edildiğinde bin 870 ekmek alıyordu. Bugün bin 605 ekmek alıyor. 265 ekmek enflasyona kurban gitmiş durumda. Asgari ücretin hemen üstü diyoruz. Bu mavi yakalıların, beyaz yakalıların pek çoğunun muhatap olduğu ücret seviyesi. 60 bin lira net ücret. 60 bin lira net ücret alan bir mavi yakalı, yılda 138 bin lira vergi veriyor. 70 bin lira alan, 180 bin lira vergi veriyor. 80 bin alan, 235 bin lira vergi veriyor. Yani 80 bin lira maaş alan birisi üç maaşını doğrudan vergiye veriyor. Maaşlarda bir gelir vergisi sorunu var. Adeta gelir vergisi soygunu var. Vergi yükü, bordrolu çalışanların üstünde. Bu soygunun bir an önce sona erdirilmesi lazım. Eskiden iş bulana sorardınız, ‘Kaç para maaş?’ ‘Ağabey maaş az ama üç ayda bir ikramiye var. Yani 16 maaş alacağız’ derdi. Şimdi böyle şeyler kalmadığı gibi 12 maaşın 3’ünü artan vergi dilimine girdiği için kaptırıp yılın sonunda sadece 9 maaşa çalışmak zorunda olan emekçilerimiz ya da beyaz yakalılarımız var. En düşük emekli maaşı 20 bin liranın alım gücü 3 ayda 2 bin lira azaldı. Fiilen 20 bin liralık emekli maaşı, zam aldığı gün 18 bin liraya düşmüş durumda. Üç ay içinde oldu bu. Daha önümüzde dokuz ay var. En düşük memur maaşı 61 bin 900 lira, üç ayda 6 bin 100 lira azalarak 55 bin liraya düştü. Üç ayda elektriğe, doğalgaza zam, iğneden ipliğe her şeye zam geldi ama ücretler aynı kaldı. Bu şartlarda artık geçim olması mümkün değil. Ve artık bir ara zam, bir zorunluluk haline gelmiştir. Bütçe imkanları vatandaş için zorlanmalı ve mutlaka bu üç aydaki enflasyon tahribatını giderecek hem asgari ücret açısından hem de en düşük emekli maaşı ve diğer emekli maaşları açısından mutlaka zam planlanmalıdır.”
KİRALIK SOSYAL KONUTLARIN TEMELİNİ ATTIK
“Burada bir özel durum da kiracılar için söz konusu. Kiralar öyle yükseldi ve bu işin sonunda öyle bir noktaya geldi ki alınan emekli maaşlarıyla, asgari ücretle ya kirayı ödeyip aç kalacaksın ya da karnını doyurup sokakta kalacaksınız dönemi geldi. İşte buna dünyada bizim siyasi akrabalarımız çok etkili bir çözüm ürettiler. Yıllardır uyguluyorlar. Bunun adı, ‘kiralık sosyal konut.’ Biz de Türkiye’de kiralık sosyal konutu ilk kez dile getiren, tartışan ve uzun çalışmalar sonunda Parti Programına kiralık sosyal konutu yazan ilk partiyiz. Ve geçtiğimiz ay 2 Nisan günü, Çeşme’de ve Menemen’de iki farklı model kiralık sosyal konutların temelini attık. İzmir Büyükşehir Belediyemiz, Menemen’de yaptığı sosyal konutların yüzde 10’unu kiralık sosyal konut olarak ayırdı. Bu önemli bir adım. Aynı gün temelini attığımız Çeşme’deki projeyle Lal Denizli Başkanın, Sayın Genel Başkanımız Murat Karayalçın’ın himayesinde, onun önerileriyle onun mentorluğu ile yaptıkları projede, 600 kiralık sosyal konutun hem de depreme dayanıklı, yaşanabilir sosyal konutların temelini attılar.”

SİZ SADECE KURA ÇEKERSİNİZ
“Bu pazar günü İstanbul’da sosyal konut kuraları çekildi. Temelli atılmadı. Biliyorsunuz önce kura çekiyorlar. Bu kura törenin Adalet ve Kalkınma Partililer, ‘Türkiye’de ilk kez kiralık sosyal konut yapımı AK Parti döneminde yapılıyor’ diye müjde veriyorlar. Kiralık sosyal konutu bizden duyarsınız, bizim programda okursunuz. Apar topar yüzde 5 gibi olmayacak, biz yüzde 25 veriyoruz. ‘Sosyal konutların yüzde 5’ini kiralık yapacağız’ dersiniz. Biz temel attıktan sonra temel de atmazsınız, sadece kura çekersiniz. Bu şu demek; Günün birinde temel atacaklar, günün birinde inşaatı yapacaklar. Günün birinde bunun bir kısmını kiralayacaklar. Günün birinde kiracılara teslim edecekler. Ama Nisan’ın 2’sinde yapılan işi görmezden gelecekler. Buradan Türkiye’de barınma sorunu çeken herkese söylüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, kiralık sosyal konut fikrinin geliştiği, sosyal demokrat, sosyalist bazlı tartıştığı ve hayata geçirdiği o fikrin sahibidir, o fikri Türkiye’ye getiren, Türkiye’de savunan, Türkiye’de planlayan iktidarında da her sosyal 4 konuttan birini kiralık ve gelire göre kira ödenecek sosyal konut haline getirecek olan partidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin hem sosyal belediyecilikte hem sosyal politikalarda hem de sosyal konut alanında kötü taklitlerinden sakınınız.”
AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİNİ YIKACAĞIZ
“İki haftadır bu kürsüden çok ibretlik görüntüleri, hepimizin gördüğü ya da gözden kaçırdıysa hafızamıza kazımamız gereken ve çeken açısından büyük gazetecilik işi ama gören açısından katılacak şeyler olmayan fotoğrafları görüyoruz. Ya da birtakım fotoğraflarla burada üzülüyoruz. İki hafta önce yarım tostu veresiye yazdıran evlatlarımızın kantin veresiye defterinin fotoğrafı vardı. Geçtiğimiz hafta ucuz ekmek, ucuz et, ucuz peynir kuyruğunda saatlerini geçiren emeklilerin fotoğrafları vardı. Bu hafta maalesef sıra gençlerde. Antalyalı gençler maalesef insan söylemeye utanıyor ama ikinci el kıyafet satışı yapan bir dükkanın önünde izdiham halindeler. İkinci el kot, ikinci el sweatshirt, ikinci el giysi 200 liraya satılıyor ve bu uçsuz bucaksız, gençlerin izdiham halinde olduğu bu görüntüler karşımızda. Yedi yaşında evladımızı veresiye ile tanıştıran, 77 yaşında emeklimizi kuyruklarda perişan eden, 17 yaşındaki gencimizi ikinci el kıyafet kuyruğuna sokan bu AK Parti’nin kara düzenidir. AK Parti’nin kara düzenini yıkıp genciyle, yaşlısıyla, işçisiyle bu halkın gerçekten hakkını alacağı bir Cumhuriyet düzenini bir kez daha hep beraber kuracağız.”

KEŞİF YAPILMADAN SAHAYI MADENE ÇEVİRMEYE ÇALIŞIYORLAR
“80 yılda bin 186 maden ruhsatı, son 23 yılda 386 bin maden ruhsatı. Muğla’da ormanların yüzde 70’i, Ordu’da yüzde 74’ü, Giresun’da yüzde 72’si maden ruhsatlarına verilmiş. Orada Aybastı’da Perşembe yaylası var. Orayı da madenciliğe açtılar. Mahkeme süreci var, Ordu’nun AK Partilisi Aybastı’yı seven, AK Partili, MHP’li, CHP’li tüm siyasi partiler, İYİ Partili ‘Aybastı’ya aman bir şey olmasın’ diye kulağı mahkemede. Mahkeme sürerken dozerleri sokuyorlar oraya, iş makinelerini. Oysa SİT alanı. Koruma altında. Mahkeme bilirkişi için keşif tarihi vermiş ve keşif tarihinden önce Aybastı’yı basıp orayı kazmaya, ağaçları kesmeye çalışıyorlar. Keşif yapılmadan sahayı madene çevirmeye çalışıyorlar. Peki ne oluyor? Normalde ne olur? Koşar gider avukat, ‘Hakim bey siz bilirkişi atadınız, keşif tarihi verdiniz. Bunlar dozerle giriyor.’ Hakim ne yapar? Arar. Köylülerin gözü yolda. ‘Hakim kolluğa talimat verdi, jandarma geliyor bu manyakları durdurmaya’ der ya, o jandarma geliyor köylüye saldırıyor. O jandarma geliyor köylü engel olmasın diye kesim yapmaya, orayı yıkmaya, kazmaya çalışanlara sahip çıkıyor, köylüleri durduruyor, Orduluları durduruyor.”
SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ
“Aynı şeyi Muğla Akbelen’de hep beraber yaşadık, Akbelen’de muhtarın kızı diye bilinen Esra Işık, 29 yaşında. Anneannesine, sonradan rahmetli olan anneannesine sarılan fotoğrafıyla bildiğimiz Esra Işık, ağaçlara sarılan Esra Işık, tek derdi köyünü korumak olanı Esra Işık tutuklandı, İzmir’de cezaevine kondu. 29 gün sonra dün böyle elleri kelepçeli getirdiler. Milas’ta yargıladılar, tutukluluğuna devam kararı verdiler Esra’nın. Suçu ne Esra’nın? Görevi yaptırmamak için direnme suçu. Vallahi bu Esra’nın, görevleri ağaçları kesmekse o görevi yaptırmamak için direnme suçu işliyorsa, ben Esra’nın şahsında bütün Akbelen köylülerinin, Türkiye’de vahşi madenciliğe karşı direnen bütün çevrecilerin, bütün köylülerin, Karadeniz’deki bu büyük talana karşı çıkan her siyasi görüşten tüm Karadenizlilerin doğayı, çevreyi seven herkesin karşısında saygıyla eğiliyorum. Bu mücadele bizim mücadelemizdir. Sonuna kadar direneceğiz.”

İÇİŞLERİ BAKANI VE ANKARA VALİSİ’Nİ KUTLUYORUM
“Bir de bir küçük notum var. Ben normalde burada bu sözümü bitirmeden önce o Ayaş Kaymakamı, düne kadar olanı, böyle batırıp da ezip ezip, sonra da dönüp İçişleri Bakanı’na, Ankara Valisi’ne bir sürü şey söyleyebilirdim. Şimdi söyleyemem. Asla söyleyemem. Çünkü dün Ankara Valisi; o hadsizlik olduğunda ilk o paylaşımı cuma günü kaldırtan, dün yeni hadsizliğe anında müdahale eden Ankara Valisi, Ankara Valisi gibi çalışmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Ankara Valisi gibi. İçişleri Bakanı kendisinin birçok uygulaması ile ilgili eleştiri hakları saklı olmak üzere, Ayaş Kaymakamı’na soruşturma açıp, onu tenzili rütbe ile yolladığında bu vakitten sonra benim İçişleri Bakanı’na ve Ankara Valisi’ne söyleyecek bir sözüm yoktur. Görevlerini devlet adamı gibi yapmışlardır. Kendilerini kutluyorum. Doğruya ‘doğru’ demek, yanlışa ‘yanlış’ dediğin günkü sözün ağırlığını korur. Biz neyi eleştiriyorsak ki devletle parti ayrımının ortadan kalkmasını eleştiriyoruz. AK Parti bizi icraatta, belediyecilikte, onda, bunda geçiyor da ona mı laf ediyoruz? Ama devleti bir partinin emrine, partiyi bir devletin yönetimine getirmeye kalkarsanız; kaymakamlarınız ilçe başkanlığına soyunursa, valiler il başkanı gibi davranmaya başlarsa işte biz kıyameti orada kopartmaktayız.”
YOLUN SONU İKTİDARDIR YOLUN SONU SELAMETTİR
“Yaşadığımız her sorunun hiç şüphesiz tek kaynağı, AK Parti’nin kara düzenidir. Bu düzeni değiştirmek için, millete bir sandık lazımdır. Bu sandık için sonuna kadar mücadele edeceğiz. O sandıklara milletle birlikte yorulmadan koşacağız. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık kazanacağız. Köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir kazanacağız. İnsan insan, umut umut, mücadele mücadele kazanacağız. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tutmadık el, gitmedik köy, varmadık hiçbir yer bırakmadan tüm gönüllere gireceğiz, tüm kulaklara konuşacağız, tüm gözlere bakacağız. Biz bu milletin ferasetine ve adaletine güveniyoruz. Onlar iktidarı değiştirecekler. Biz bu ülkenin makus kaderini değiştireceğiz. Bir kez daha. Yürüyeceğiz; dört mevsim yedi bölgeye, yürüyeceğiz günden geceye. Biz Türkiye ittifakıyla, Türkiye’nin bütün demokratlarıyla birlikte kazanacağız. 4 Mayıs’ta Cumhuriyet Halk Partisi 81 ildedir, 973 ilçededir. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yolun sonu iktidardır, yolun sonu selamettir. Hepinize sevgi ve selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”
















