ABD Adalet Bakanlığı, milyarder Jeffrey Epstein’ın çocuk istismarı ve fuhuş ağı soruşturmasına ilişkin yaklaşık 3 milyon sayfalık yeni bir belge setini kamuoyuyla paylaştı. 30 Ocak 2026 tarihinde yapılan bu devasa açıklama, 2025 yılında yürürlüğe giren “Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası” kapsamında gerçekleştirilen en kapsamlı veri paylaşımı olarak kayıtlara geçti. Dosyalar; e-postalar, FBI raporları, 2.000’den fazla video ve 180 bini aşkın fotoğrafı içeriyor.
DÜNYA LİDERLERİ VE ÜNLÜ İSİMLER MERCEK ALTINDA
Yayımlanan belgeler, Epstein’ın sadece bir finansçı değil, aynı zamanda küresel siyaset ve iş dünyasının merkezinde yer alan bir figür olduğunu bir kez daha kanıtladı. Dosyalarda eski ABD başkanları Donald Trump ve Bill Clinton’ın yanı sıra İngiltere Kraliyet ailesinden Prens Andrew ve eski İsrail Başbakanı Ehud Barak gibi isimlere dair yeni detaylar yer alıyor.
Özellikle Epstein ile Ehud Barak arasındaki yazışmalarda geçen “Mossad” atıfları, milyarderin istihbarat dünyasıyla olan bağlarına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Belgelerden birinde Epstein’ın Barak’a, “Mossad için çalışmadığımı açıkça belirtmelisin” şeklinde esprili bir not ilettiği görülüyor. Ayrıca İngiliz milyarder Sir Richard Branson ve eski diplomat Lord Peter Mandelson gibi isimlerin Epstein ile olan yakın diyalogları, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
ÇOCUK İSTİSMARI VE SİSTEMATİK SÖMÜRÜ AĞI
Epstein davasının en karanlık ve kamuoyunda en büyük infiali yaratan kısmını, reşit olmayan çocuklara yönelik kurulan sistematik istismar ağı oluşturmaktadır. Yayımlanan belgeler, bu sömürü düzeninin sadece Epstein’in kişisel sapkınlığı olmadığını, aynı zamanda nüfuzlu isimlerin de dahil olduğu organize bir suç yapısı olduğunu teyit etmektedir. Dosyalarda yer alan mağdur ifadeleri, çocukların “masaj” adı altında nasıl kandırıldığını, zorla alıkonulduğunu ve küresel bir fuhuş trafiğinin parçası haline getirildiğini detaylandırmaktadır. Özellikle 43 mağdurun isminin sehven sansürlenmeden yayımlanması, bu çocukların yıllar sonra yeniden bir güvenlik ve gizlilik kriziyle karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Bu belgeler, adaletin sağlanması noktasında çocuk hakları savunucuları için en kritik kanıt setini sunmaktadır.

MAĞDUR İSİMLERİNİN İFŞASI KRİZE YOL AÇTI
Belgelerin yayımlanmasından kısa bir süre sonra büyük bir skandal patlak verdi. Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalarda, aralarında olay tarihinde reşit olmayanların da bulunduğu 43 mağdurun isimlerinin sansürlenmediği tespit edildi. Wall Street Journal’ın raporuna göre, bazı mağdurların tam isimlerinin yanı sıra ev adresleri bile belgelerde açıkça yer aldı.
Bu durumun kurban hakları savunucuları tarafından sert tepkiyle karşılanması üzerine, ABD hükümeti bazı belgeleri geçici olarak sistemden kaldırdı. ABD Savcısı Jay Clayton, isimlerin açık kalmasını “teknik veya insani bir hata” olarak nitelendirirken, mağdurların avukatları bu ihmalin yeni travmalara yol açtığını savundu.
İSRAİL BAĞLANTISI VE ŞANTAJ İDDİALARI
Yeni belgelerdeki en dikkat çekici kısımlardan biri, bir FBI ajanının notlarında yer alan “Trump’ın İsrail tarafından ele geçirildiği” iddiası oldu. Sosyal medyada büyük tartışma yaratan bu notun, Epstein üzerinden yürütülen olası bir şantaj ağına işaret edip etmediği araştırılıyor. Öte yandan, belgelerde Norveç, Danimarka ve İsveç kraliyet ailelerine mensup bazı isimlerin de geçtiği belirtiliyor.
“Bu süreç, Amerikan halkına şeffaflık sağlamak için yürütülen kapsamlı bir incelemenin son aşamasıdır. Yasaya uyduk; ne Başkan Trump’ı ne de bir başkasını korumadık.” – Todd Blanche, ABD Adalet Bakan Yardımcısı
OPERASYONEL DETAYLAR VE ADALET BEKLENTİSİ
Dosyalar, Epstein’ın Florida’daki malikanesinde çalışanların verdiği ifadeleri de gün yüzüne çıkardı. Bir çalışanın, Epstein’ın yatağının yanındaki masaya 100 dolarlık banknotları yelpaze şeklinde dizmek ve masaj sonrası kullanılmış kondomları temizlemek gibi görevlerini anlattığı notlar, istismar ağının sistematik yapısını bir kez daha gözler önüne serdi.
Ancak Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, bu belgelerin yayımlanmasına rağmen yeni bir iddianame hazırlanmasının veya yeni bir kişinin yargılanmasının düşük bir ihtimal olduğunu belirtti. Bu açıklama, kamuoyunda “adalet yerini bulacak mı?” sorusunun sorulmasına neden oldu.
Kamuya açılan yeni veriler kapsamında 3.5 milyon belge, 180 bin fotoğraf ve 2 bin video erişime açıldı. Yayınlanmayan belgelerle ilgili net bir bilgi bulunmazken, kamuoyunda diğer belgelerin de yayınlanması için ciddi bir baskı var. Devlet yetkilileri ise bu konuda henüz bir açıklama yapmadı.
Konuyla ilgili daha önce yaptığımız habere buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca yayınlanan belgeleri incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.
















[…] ilgili bir önceki haberimize buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca Epstein belgelerini incelemek için buraya […]