Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, basın toplantısında çok sert konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, “Değerli basın mensupları, hepiniz Genel Merkezimize hoş geldiniz. Bugün Türk Milli Futbol Takımımızın Kosova ile oynayacağı müsabakayı izlemek, milli takımımıza destek vermek ve bir gururu hep birlikte yaşamak üzere Priştine’ye gitmeyi planlamıştık ancak bugün maalesef yine karanlık, kötü, kasvetli, can sıkıcı bir güne uyandık” şeklinde konuştu.
Daha sonra Özgür Özel şunları kaydetti:
47 YILLIK HASRETİ BİZ BİTİRDİK
Bugün 31 Mart 2026, 31 Mart 2024 seçimlerinin yıldönümü. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 47 yıl sonra birinci parti olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bir partiye nasip olan en büyük yerel seçim zaferini yaşadığı günün ikinci yıldönümü. Cumhuriyet Halk Partisi olarak büyük zaferimizin yıldönümü. Dün akşam şu dua ile uyudum, şu temenni ile gözlerimi yummuştum; ‘İnşallah yarın, 31 Mart milli takıma, Türkiye’ye uğurlu gelsin. 47 yıllık hasreti biz bitirdik. Bize uğurlu gelmişti. 24 yıllık hasret bitsin inşallah. Yarın gidelim, hep birlikte bu maçı kazanalım.’ Bizim iki yıl önceki yerel seçim zaferimizin bu sefer milli bir zaferle aynı güne denk gelmesini, 31 Mart’ın bir kez daha bir zafer günü olmasını umarak, buna dua ederek uyumuştum. Ama sabahın erken saatlerinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan bir operasyonla uyandık.
CHP DEĞİŞİRSE TÜRKİYE DEĞİŞECEK DEDİLER
“Bizim bu başarı hikayemiz, 2023 yılının Kasım’ına dayanıyor. Aslında 2023 yılının Mayıs’ında, 14 ve 28 Mayıs’ta Türkiye’de en çok gençlerin ama yoksulların, kadınların, çiftçilerin, emekçilerin iktidarın değişim umuduna inandıkları ve bizim başaramadığımız bir seçim yaşadık. Kaybettik ve bu kayıp herhangi bir seçim kaybı gibi etki yaratmadı. Benim tanımlamamla bir ‘duygusal kopuş’ yaşadı muhalif seçmen. Hepinizin takip ettiği, izlediği gibi bir travma durumu ortaya çıktı. O travma bizi büyük bir felakete sürüklüyordu. Anketler de öyle gösteriyordu. Kararsızlar dağıtılmadan partinin oyu kiminde yüzde 13,5, kiminde yüzde 14 idi. Seçime katılmayla ilgili çok yüksek oranlarda ‘Oy kullanmayacağım’ cevapları, tepki ve protesto oyları… Burada Cumhuriyet Halk Partisi’nde ağırlığını gençlerin ve kadınların oluşturduğu bir ekip, bir özeleştiriye ihtiyaç olduğunu söyledi, bir değişime ihtiyaç olduğunu söyledi. ‘Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişecek’ dedi.

BİZ DEĞİŞİM ATEŞİNİ YAKTIK
“Bir yola çıktık. Buna önce çok az kişi inandık. Sonra ‘imkansız’ dedikleri, üzerine bahislere girdikleri, meslek hayatlarını koydukları bir şey oldu ve o delegemizi… Lafın kendisi Muharrem İnce’ye ait. Laf çok ağırdı ve o ağırlığın altından kalktı parti. ‘Atatürk gelse bu delegeyle seçim kazanamaz’ denilen delegemizi biz değil; gençler ikna etti, kadınlar ikna etti, anneler ikna etti. ‘Git, şu gençlere bir şans ver’ dediler. Berberler tıraş yaparken delegeleri ikna ettiler. Torunlar dedeleri ikna ettiler. Babalar evlatları ikna ettiler. ‘Olmaz’ denilen oldu ve bir değişim oldu partide. Değişim olduktan sonra döndük ve dedik ki… O değişimin sözünde şunu demiştik; ‘Nasıl Bülent Ecevit başardıysa, ikisi yerel ve ikisi genel girdiği dört seçimden de partiyi birinci parti çıkardı. Biz de öyle yapacağız. Yapamazsak bırakacağız.’ İlk sınav dört ay sonraydı. Dört ay boyunca mümkün olan en çok kadını adaylaştırmaya, mümkün olan en genç kadrolarla adaylaşmaya, mümkün olduğu kadar insanlara ‘Değişim şehrinize de geliyor’ demeye çalıştık. Bu parti ilk kez seçim günü ‘Kötü haberler maksatlıdır. Görev yerini terk etme, ıslak imzayı bırakma’ yerine; sandıklar açılırken, sandık görevlilerine ‘Birazdan Türkiye’nin dört bir yanından çok güzel haberler alacaksın, sevinip de dağılma. Islak imzalı tutanağı bırakma’ diye bir mesaj attı.”
YA AK PARTİYE KATIL YA HAPSE ATIL DEDİLER
“Bugün yedi yıl önce görevi yapmış, o dönemde suçlanmış, gelmiş, araştırılmış, ‘Soruşturma izni yok’ denmiş, soruşturma izni verilmiş, aklanmış. Üstüne beş yıl boş durmuş, kazanmış, iki yıl büyükşehir yapmış. Bir tane bu dönemle ilgili isnat, iftira bile yok burada. Yedi yıl önce yaşanan bir süreç, bir vakıf, bir bilmem neyle ilgili icat çıkarıp bugün gelip belediyeyi elimizden almaya çalışan mesele. Suçu ne biliyor musunuz? Suçu şu. Aylardır, yıllardır yazdırıyorlar, çizdiriyorlar, ‘AK Parti’ye katılacak.’ ‘Katılmam’ diyor. ‘Ya AK Parti’ye katıl ya hapse atıl’a, ‘Vallahi hapsi göze alırım, ama Bursa’dan aldığım emaneti vermem’ diyor. Arkadaşlar, Mustafa Bozbey Bursa gibi yerde iki kişiden birinin oyunu almış. AK Parti’nin görevdeki belediye başkanına ‘Yeşil Bursa yeşil Bursa’ diyorlar ya. O yeşil Bursa’nın yeşilliği, dağlarının yeşilliği, Uludağ’ın yeşilliği. Bir de kendilerine maliyet ediyorlar mübarek yeşili. Yönettiniz. Gördüler nasıl yönettiğinizi. Neler yaptığınızı gördüler, neler fışkırıyor gördüler.

28 MİLYON İNSANIN SANDIK İRADESİNİ SAKATLANDINIZ
“Şimdi milletin içine geçeceksiniz, konuşacaksınız, konuşacaksınız. Bugün Türkiye’de 30 belediye milletin seçmedikleri tarafından yönetiliyor. 12 belediye kayyımla yönetiliyor, 18 belediye de AK Parti yargı kolları tarafından esir alınmış durumda. 30 belediye milletin seçmedikleri tarafından yönetiliyor. Nasıl olacak bu iş? Yargıya güvenen yüzde 18’e düşmüş. O 30 belediyenin toplam nüfusu 28 milyon. 28 milyon insanın son sandık iradesini sakatladınız. Dış dünyada demokrasinin olmadığı, adaletin olmadığı, riskli muhaliflerin içeri tıkıldığı bir ülke olarak algılanıyorsunuz. Bunu Avrupa da görüyor, eleştiren kanatlar eleştiriyor, öbürünün mecali yok. Trump da görüyor. Aktörün 30 sene önce demokrat rolü oynaması sahnenin sonunda otokrata dönüşme gerçeğini ortadan kaldırmıyor işte. Türkiye’de demokrasiyi kaldıracaksın, rakipleri içeri atacaksın. Seni yenecek partiye, geleceğin iktidar partisine darbe yapacaksın. Sonra da her şey normalmiş gibi buradaki kravata göre medeniyet nutukları atacaksın. Medeni adam seçimi kazandığı gece değil, kaybettiği gece belli olur. Kazandığı gece demokrasi nutuğu atandan bir şey olmaz. Kaybettiği gece atacak onu İsmet Paşa gibi.”
YAŞADIKLARIMIZ CHP MESELESİ DEĞİLDİ
“Buradan açıkça söylüyorum. Yaşadıklarımız bir CHP meselesi değildir. Bu darbe, milletin seçme ve seçilme hakkına yapılmış bir darbedir. Çok partili demokratik sistem, hukukun üstünlüğü ve Atatürk’ten emanet olan Cumhuriyet’in en önemli kazanımı olan sandık tehlikededir. Yerel seçimde zapt edilmiştir. Genel seçimle ilgili uygun atmosfer olursa konulacaktır, olmazsa belki de ondan da cayılacaktır. Türkiye’de Trump desteği ile Cumhuriyet rejimi ortadan kaldırılmaya, yerine Trump kimi istiyorsa onun yönettiği bir rejim dayatılmaya çalışılmaktadır. Mevzu Venezuela kadar net, Suriye kadar berrak ama Trump açısından İran kadar da pabucun pahalı olduğu bir yerdedir. Hedef bugün CHP, çünkü müesses nizama itirazın cisimleştiği yer burası. O yüzden hiç beklenmedik bir şekilde meydanlar dolmaya, taşmaya ve millet doludan – kardan yılmamaya, bayılmadan önce meydanı terk etmemeye kararlıdır. CHP’ye kapatma davası, ‘tehdit gördüğümüz herkese açılan dava’dır. Rejimin dili budur. ‘Cumhurbaşkanı adayı olursan yerin Silivri’yi boylamaktır.’ Kazanacak değil, kaybedecek adaylar aranmaktadır. Majestelerinin kaybedecek Cumhurbaşkanı adayına itirazı yoktur, hatta özlemi vardır. Kazanacağını görürse içeri atmaktadır. Mevzu bundan ibarettir, başka bir şeyden ibaret değildir.”

BEN MİLLETE GÜVENİYORUM
Bundan sonra ne yapacağız? Mücadeleye devam, direnmeye devam. Bizimle birlikte mücadele edecek herkesle birlikte olmaya; en alçak gönüllü ve en yapıcı tarafından yan yana durmaya, birlikte olmaya devam edeceğiz. Bir başımıza da kalsak direneceğiz, omuz omuza verirsek çok daha güçlü geleceğe yürüyeceğiz. İkincisi; bu milletin önüne bir sandık gelmesi lazım artık. Buradan Erdoğan’a söylüyorum; bu milletin önüne getir seçim sandığını. Partim seçimden birinci parti ve iktidar, hatta daha da artırıyorum; gösterdiği Cumhurbaşkanı adayı kazanmadan çıkarsa siyaseti o dakika bırakıyorum. Önümüzdeki nisan, mayıs ayında getir sandığı, koy oraya. Kazanırsan güçlenerek yürü. İç cephe de tahkim olmuş olur. Zaten bu vakitten sonra önünde beş yıl dolmuş olur. Onun için getir sandığı, hep birlikte getirelim sandığı. Ol, aday oluyorsan. Bırakıyorsan adayımı, adayım belli. Bırakmazsan, o adayın yerine 25-26 milyon ‘O aday çıksın’ diye imza atanlardan herhangi bir nefer bu seçimi kazanmaya hazır. Gel, erken seçimi yapalım. Ben millete güveniyorum. Ben yüzde 60’ı görüyorum. Bizdeki yüzde 60’ı görüp her gün farklı farklı oyunlarla saldırana söylüyorum; teslim olmayacağız. Bizi teslim alsan bu milleti teslim alamazsın.”















